On İki
✍ Scribed by Justin Cronin
- Publisher
- Doğan Kitap
- Year
- 2014
- Tongue
- Turkish
- Weight
- 481 KB
- Category
- Fiction
- ISBN
- 6050919828
No coin nor oath required. For personal study only.
✦ Synopsis
Hiçlikten Gelen Kız üçlemesinin ikinci kitabı... On İki, soluk soluğa okunan, temposu hiç düşmeyen destansı bir roman... Amerikan ordusunun yürüttüğü Nuh Projesi korkunç bir felaketle sonuçlanmıştır. İnsanlık virallerin hüküm sürdüğü vahşi bir dünyada var olma mücadelesini sürdürmektedir. Projeye dahil edilen 12 denekten yayılmış virüsü durdurmanın tek yolu, onları bulup ortadan kaldırmaktır. On İki'yi yok etmek, takipçilerini de yok etmek anlamına gelecektir. Birbirlerinden kopmalarından beş yıl sonra Hiçlikten Gelen Kız Amy, Peter, Alicia, Michael, Hollis ve diğerleri yeni, acımasız bir düzenin kurulduğu karanlık bir dünyada güçlerini birleştirip On İki'yi alt etmeye çalışacaklardır. On İki, Hiçlikten Gelen Kız'dan bile daha iyi. -The Plain Dealer- Çok heyecanlı... Cronin usta işi mitolojisine yeni, tekinsiz öğeler ekliyor. Büyüleyici, duygusal ve eğlenceli. -The San Diego Union-Tribune- Cronin iki farklı düzeyi tutturan ender yazarlardan... İncelikle işlenmiş edebi kurguyu soluk soluğa heyecanla harmanlıyor. -Fort Worth Star-Telegram- Elinizden bırakamayacaksınız. -San Francisco Chronicle- (Tanıtım Bülteninden)
📜 SIMILAR VOLUMES
"Burası, birbirlerinin yaşadıklarından habersiz insanların ülkesiydi." Hepsi de birbirinin yaşadıklarından habersizdi... Güneydoğu Anadolu bölgesinin bir köşesinde üç kişiydiler... Bir gazeteci, yöre halkından bir genç ve bir karakol komutanı yüzbaşı. Dört günlük bir zaman dilimi
Herculeün On İki Görevi Dış görünümüyle Hercule Poirotnun mitolojik Yunan kahramanı Herkül (Hercule) ile uzaktan yakından bir benzerliği yoktu. Fakat bu zeki dedektif de Herkül gibi toplum içinde meydana gelen tatsız olayların sorumlularını bulup yakalamakta ustaydı. Emekli olmasına yakın,
Bir ömür ailemle yaşamak... Düşüncesi bile korkunç geliyordu. Her gün bu evde bir ızdırap gibiyken, bir ömür geçirmek, yavaş yavaş onlara benzemek. Ben akşam "televizyon karşısında koltukta uyuyacak adam değilim" diyordum kendi kendime. Kimse inanmazsa inanmasın ben şehir dışındaki bir üniversiteyi