Jo, halının üzerine uzanmış, 'Hediyesiz Noel olur mu hiç?' diye söyleniyordu Meg, eskimiş giysilerine bakarak içini çekti ve 'Fakir olmak ne kötü!' dedi. Küçük Amy burnunu çekerek 'Bazı kızların bir sürü şeyi varken bazılarının hiçbir şeyinin olmaması bana hiç de adil gelmiyor,' diye onlara katıldı.
Küçük Kadınlar
✍ Scribed by Alcott, Louisa May
- Book ID
- 110450253
- Publisher
- Epsilon Yayınları
- Year
- 2015
- Tongue
- Turkish
- Weight
- 80 KB
- Category
- Fiction
No coin nor oath required. For personal study only.
✦ Synopsis
Küçük bir kentte yaşayan March ailesinin çok farklı karakterlerde dört kızı vardır. Kızların en büyüğü o kadar güzel ve zariftir ki, çevrenin dikkati her zaman onun üzerindedir. Ortanca kızlardan biri heyecanlı ve haşarı bir çılgın, diğeri ise melek gibi bir kalbi olduğu yüzünden okunan yumuşak huylu bir genç hanımdır. En küçükleri ise daha ilk gençliğe bile ulaşmamasına karşın tam bir küçük hanımefendidir. Ailenin mutlu yaşamı, babalarının savaşa gitmesi ile gölgelenir. Ancak kızlar, çok akıllı bir kadın olan annelerinin önderliğinde yaşamlarını sürdürürken, çocukluğun ve genç kızlığın keyfini çıkarırlar. Hele yan komşuları olan zengin beyefendi ve haşarı torunu Laurie ile arkadaşlık kurduktan sonra yaşamları çok daha renkli bir hale gelecektir.
Küçük Kadınlar, March ailesinin ve onların dostlarının asla eskimeyen ve her dönemde büyük bir beğeniyle okunan öyküsüdür. Kitabın yazarı Louisa May Alcott kendi yaşam öyküsü üzerine kurmuş olduğu Küçük Kadınlar'da zor koşullarda bile güzel bir yaşam sürdürülebileceğini anlatmıştır. Eser birçok defa oyun, müzikal ve hatta opera olarak sahnelenmiş, filme çekilmiş ve çizgi film olarak işlenmiştir.
📜 SIMILAR VOLUMES
Yazar Küçük Köpekli Kadın'da, şehirli ve köylü kavramlarını irdeleyerek bir kez daha tüm güzellikleri ve çirkinlikleriyle insanı anlamaya çalışıyor. “Yaşadığımız kentte hepimiz sıkıcı, boğucu bir yaşamın içine gömülmüşüz; gereksiz kâğıtlar karalamamız, iskambil oynamamız bizler için de birer kılıf
Le Guin bizimle rüyaların diliyle konuşur, kadınların ve ejderhaların öykülerini anlatır. Henüz gerçek olmamış öykülerdir bunlar. Konuştuğu dil ise hepimize tanıdık gelir. Bazılarımız dehşet içinde duymamaya çalışır, dinlemez, anlamaz onu. Ama bazılarımız dinler, cesareti olanlarımız o dili doğduğun