Aşkın içeriğine yönelik bu öznellik, Pascal’ın tanımında kendini açıkça ortaya koyar: “Kişilikler değil, nitelikler sevilir.”
Gülüşün ve Unutuşun Kitabı
✍ Scribed by Kundera, Milan
- Book ID
- 110142872
- Publisher
- Can Yayınları
- Year
- 2009
- Tongue
- Turkish
- Weight
- 134 KB
- Series
- Çağdaş Dünya Edebiyatı Dizisi 2
- Category
- Fiction
- ISBN-13
- 9789755102016
No coin nor oath required. For personal study only.
✦ Synopsis
Gülüşün ve Unutuşun Kitabı, ünlü Çek yazarı Milan Kundera’nın Fransa’ya göçtükten sonra orada yazdığı ilk roman. Bir kahvede servis yapan güzel göçmen kızı Tamina, hiçbir şeyin, hiç kimsenin yerini tutamayacağı ölmüş kocasının anısının giderek bulanıklaşmasına karşı umutsuz bir savaş veriyor. Onun öyküsü, bu kitabın iki temel gerçeğini yansıtıyor: Çekoslovakya’da yaşanan trajik deney (yani ünlü Prag Bahari, ardından Sovyet işgali) ve Batı’daki yaşam. Kundera, Kuşkulu bir bakışla dolaşır bu gerçekler üzerinde. Kitabın, birbirinden bağımsız görünen yedi bölümü, bir yolculuğun aşamaları gibi birbirini izliyor. Aynı durumlar, aynı sorular, müzikteki Kreşendo gibi bir tek görüntüde birleşiyorlar. Mizah, yoğun bir hüzünle birlikte gelişiyor. Her an gülünç bir pantomime dönüşebilecek erotizmin incinebilirliği ve bunun getirdiği şaşkınlık. Ve sonuna doğru bir koşuya dönüşen tarih; unutuşun tanrılarına adanmış, yazarın ve ülkesinin kaderi konusunda düşünceler, düşünceler.
📜 SIMILAR VOLUMES
Kralın Düşüşü Hans Christian Andersen, Søren Kierkegaard ve Karen Blixen'le birlikte adı anılan dört büyük Danimarka yazarından biri olan Johannes V. Jensen'in en önemli yapıyı. 15. Ve 16. Yüzyıllarda, yaşayan Mikkel Thøgersen ve Danimarka Kralı II. Christian'ın dönemini ele alan bu Kralın Düşüşü il
Onu tanıyacaksınız muhakkak! Gözleri gece kuşlarına has mor halkalarla çevrili, kambur, zayıf mı zayıf. Fazla aydınlık! (Goethe'nin tam tersi). Fazla gürültü! Fark edilmeyi, olay yaratmayı kesinlikle istemiyordu -sadece yazma hazzı için. O da artık olsa olsa kendisi için! Sanırsınız ki kalabalığın i
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı'nda baskı, bir dış etken, insan eliyle oluşturulduğu ne denli bilinse de bir tür kıran gibi ortaya çıkar. Bizans'ta "resim-kırıcılık" diye adlandırılan baskı dönemi başlatılırken genç keşiş Andronikos'un kendi kendine sorduğu soru şudur: Birey olarak bu baskı karşısında,